|

<<<28.BÖLÜM>>>
XXVIII-CUMHURİYET
ATATÜRK, CUMHURİYET ve DEMOKRASİ
İzciler izci olurken "Vatanıma karşı görevlerimi en iyi şekilde
yapacağıma ana içerim" diyerek söz verirler. Türkiye Cumhuriyet’inin
kurucusu büyük önderimiz Atatürk Türkiye Cumhuriyetini siz gençlere yani
siz izcilere bırakmıştır. Türkiye izcileri büyük Atatürk'ün emanetini
sonsuza kadar koruyacaklardır.
ATATÜRK İLKELERİ
ATATÜRK TARAFINDAN KENDİ İLKELERİNİN TANIMI
Atatürk ilkelerini hakkında yorum yapmak yerine ilkeleriyle ilgili
olarak Atatürk'ün kendi söyledikleri kaynaklarıyla verilmiştir.
İzcilerin böylece Atatürk'ün ilkeleriyle neyi kastettiği daha net ortaya
konmaya çalışılmıştır.
CUMHURİYETÇİLİK
Türk Milleti, halk idaresi olan cumhuriyetle idare olunur. (Afet
İnan-Medeni Bilgiler ve M.Kemal Atatürk'ün El Yazıları syf. 352)
Türk Milleti'nin yaradılışına ve karakterine uygun idare, cumhuriyet
idaresidir. Bugünkü hükümetimiz, doğrudan doğruya milletin kendi
kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet teşkilatı ve hükümetidir ki,
onun adı Cumhuriyet'tir. Artık hükümet ve millet arasında geçmişteki
ayrılık kalmamıştır. Yönetim halk, halk yönetim demektir. (Söylev ve
Demeçler C.III syf. 75, C.II syf. 230)
Demokrasi prensibi, egemenliği kullanan araç ne olursa olsun, esas
olarak milletin egemenliğine sahip olmasını ve sahip kalmasını
gerektirir. Bizim bildiğimiz demokrasi siyasaldır. Onun hedefi, milletin
idare edenler üzerindeki kontrolü sayesinde siyasal özgürlük
sağlamaktır. (Afet İnan -M.Kemal Atatürk'ten Yazdıklarım syf. 71, 73)
MİLLİYETÇİLİK
Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz, Türk milliyetçisiyiz.
Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu toplumun fertleri ne
kadar Türk kültürü ile dolu olursa o topluma dayanan cumhuriyette o
kadar kuvvetli olur. (Afet İnan-M.Kemal Atatürk'ten Yazdıklarım syf. 88)
Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve
Makedonyalı, hep bir milletin evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır.
(M. Kemal Kop-Atatürk Diyarbakır’da syf. 4)
HALKÇILIK
Halkçılık demek, devletin bütün kudret ve egemenliğinin halktan
geldiğini, Türk camiası içinde, fert, aile ve sınıf ayrıcalığı
bulunmadığını, kanun önünde herkesin eşit olduğunu ifade etmek demektir.
Bu formül demokrasinin ifadesidir. (A. Rıza Türel-İzmir Barosu Dergisi
Sayı 8, syf. 413)
Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir. (Afet
inan-Medeni Bilgiler ve M.Kemal Atatürk'ün El Yazıları syf. 351)
Türkiye halkı, ırkça, dince ve kültürce ortak, birbirlerine karşılıklı
hürmet ve fedakârlık hisleriyle dolu, kaderleri ve menfaatleri müşterek
olan sosyal bir toplumdur. (Söylev ve Demeçler C.I syf. 221 )
Bence, bizim milletimiz, birbirinden çok farklı çıkarları olan ve bu
itibarla birbirleriyle mücadele halinde buluna gelen çeşitli sınıflara
malik değildir. Mevcut sınıflar birbirinin tamamlayıcısı niteliğindedir.
(Söylev ve Demeçler C.II syf. 82)
LAİKLİK
Mensubu olmakla mutmain (tatmin) ve meskût bulunduğumuz İslamiyet
dinini yüzyıllardan beri alışılmış olduğu üzere bir politika aracı
durumundan kurtarmak ve yüceltmenin kesin elzem olduğu gerçeğini
gözlüyoruz. Kutsal ve tanrısal olan inanç ve vicdani kanaatlerimizi,
karışık ve dönek olan her türlü çıkar ve tutkusuna sahne olan
politikacılardan ve politikanın bütün organlarından bir an evvel ve
kesinlikle kurtarmak, milletin dünyevi ve uhrevi (ahiretle ilgili)
saadetinin emrettiği bir zorunluluktur. (Söylev ve Demeçler C.I syf.
330)
Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz bir milletin devamına imkân yoktur.
Yalnız şurası var ki din, Allah ile kul arasındaki bağlılıktır. Softa
sınıfının din simsarlığına müsaade edilmemelidir. Dinden maddi menfaat
temin edenler, iğrenç kimselerdir. İşte biz bu duruma karşıyız ve buna
müsaade etmiyoruz. (Kılıç Ali - Atatürk'ün Hususiyetleri syf. 116)
Artık Türkiye, din ve şeriat oyunlarına sahne olmaktan çok yüksektir. Bu
gibi oyuncular varsa kendilerine başka taraflarda sahne arasınlar.
(Söylev ve Demeçler C.III syf. 76)
DEVLETÇİLİK
Bizim izlemeyi uygun gördüğümüz devletçilik prensibi bütün üretim ve
dağıtım araçlarını fertlerden alarak milleti büsbütün başka esaslar
içinde düzenlemek amacını güden, özel ve kişisel ekonomik teşebbüse ve
faaliyete meydan bırakmayan sosyalizm prensibine dayalı kolektivizm,
komünizm gibi bir sistem değildir. Özet olarak bizim güttüğümüz
devletçilik ferdi çalışma ve faaliyeti esas tutmakla beraber, mümkün
olduğu kadar az zaman içinde milleti refaha, memleketi bayındırlığa
eriştirmek için, milletin genel ve yüksek menfaatlerinin gerektirdiği
işlerde özellikle ekonomik alanda, devleti fiilen ilgilendirmektir.
Devletin siyasal ve düşünsel hususlarda olduğu gibi bazı iktisadi
işlerde de düzenleyici rolü prensip olarak kabul edilmelidir. Buradaki
güçlük devlet ile ferdin karşılıklı faaliyet alanlarını ayırmaktır.
Devletin faaliyet sınırını çizmek ve dayanacağı kuralları tespit etmek,
diğer yandan da vatandaşın ferdi teşebbüs ve faaliyet özgürlüğünü
kısıtlamamak, devleti yönetmekle yetkili kılınanların düşünüp tayin
etmesi gereken bir meseledir.
Prensip olarak devlet, ferdin yerine geçmemelidir. Fakat ferdin
gelişmesi için genel şartları göz önünde bulundurmalıdır. Bir de ferdin
kişisel faaliyeti, ekonomik gelişmenin esas kaynağı olarak kalmalıdır.
Fertlerin gelişmesine engel olmamak, onların her bakımdan olduğu gibi
özellikle ekonomik alandaki özgürlük ve teşebbüsleri önünde, devletin
kendi faaliyeti ile bir engel vücuda getirmemesi, demokrasi prensibinin
önemli esasıdır. O halde diyebiliriz ki, ferdi teşebbüs gelişmesinin bir
engel karşısında kalmaya başladığı nokta, devlet faaliyetinin sınırını
teşkil eder. Bu bakımdan genellikle belli zaman ve alanda sürekli bir
özel nitelik gösteren ekonomik bir işi, devlet üzerine alabilir. (Afet
İnan-M.Kemal Atatürk'ten Yazdıklarım syf.66, 67)
İNKILÂPÇILIK
Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılâpların gayesi; Türkiye
Cumhuriyeti halkını tamamen modern ve bütün anlam ve biçimi ile uygar
bir toplum haline getirmektir. İnkılâbımızın asil hedefi budur. Bu
gerçeği kabul etmeyen zihniyetleri darmadağın etmek zorunludur. Şimdiye
kadar milletin beynini paslandıran, uyuşturan bu zihniyette bulunanlar
olmuştur. Herhalde zihniyetlerde mevcut hurafeler tamamıyla
kovulacaktır. Onlar çıkarılmadıkça beyinlere gerçeğin ışıklarını sokmak
imkânsızdır. (Söylev ve Demeçler C.II syf. 214)
Mes’ut inkılâbımızın aleyhinde düşünce ve duygu taşıyanları aydınlatıp,
doğru yolu göstermek, aydınlara düşen milli görevlerin en önemlisi ve
birincisidir.(Söylev ve Demeçler C.II syf. 69)
Memleket davalarının ideolojisini, inkılâplarımız yönünden anlayacak,
anlatacak, nesilden nasıla yaşatacak kişi ve kurumları yaratmak
lazımdır. (Söylev ve Demeçler C.I syf. 386)
ATATÜRK ÖZDEYİŞLERİ-İZCİLİKTEKİ BAĞLANTISI
1- Ben sporcunun zeki, çevik aynı zamanda ahlaklısını severim.
1- Kendini bedence sağlam, fikirce uyanık, ahlakça dürüst olmak için
elimden geleni yapmalıdır.
2- Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır; o satıh da vatan
toprakladır. Ey Türk gençliği! Birinci vazifen Türk istiklalini, Türk
cumhuriyetin ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
2- İzci yurduna ve milletine sadıktır. İzci vatanına karşı vazifelerini
yerine getirir.
3- Türk, öğün, çalış, güven.
3- İzci çalışkandır, başkalarına yardımcı ve yararlı olur.
4- Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.
4- İzci bedence sağlam, fikirce uyanıktır.
5- Ben fikri hür, vicdani hür, irfanı hür nesiller isterim.
5- İzci fikir, öz ve hareketlerinde açık ve dürüsttür.
6- Ormansız bir yurt düşünülemez.
6- İzci bitkileri ve hayvanları sever ve korur.
7- Din vardır ve lüzumludur.
7- Tanrıya karşı görevlidir.
8- Millete hizmet eden onun efendisi olur.
8- İzci vatanına, milletine ve ailesine sadıktır.
9- Tek bir şeye ihtiyacımız var, o da çalışmaktır. Türk milleti
çalışkandır. Türk milleti zekidir. Vatan, insanların omuzları üzerinde
yükselir.
9- İzci çalışkandır. İzci daima hazırdır. İzci topluma hizmet eder.
10- Yurt sulh, cihanda sulh
10- Bütün dünya izcileri kardeştir.
[başa dön]
|